TÜRKİYE’DEKİ KRUVAZİYER TURİZMİ HAKKINDA RAPOR

Türkiye’deki Kruvaziyer  Turizmi Hakkında Rapor

Kruvaziyer turizmi, dünya genelinde turizm ve seyahat endüstrisi kapsamında, 2.Dünya savaşını takiben 1960’lı yıllar sonrası hızla gelişmiş ve gemi tonajları, gemi kapasiteleri, gemi sayıları büyümüştür. 

Tablo 1. CLIA Küresel Kruvaziyer Yolcu Sayısı (Milyon Adet)

Yıl 200920102011201220132014201520162017
Yolcu Sayısı17.819.120.520.921.322.3423.1924.725.8

Kaynak: Uluslararası Kruvaziyer Hatları Birliği (CLIA), 2016 Yılı Raporu p: Projected (tahmini) rakam

Bunun sonucunda devasa büyüklükteki yolcu gemilerinin yanaşabileceği kaliteli ve yüksek kapasiteli limanlar inşa etmek için son yıllarda önemli miktarda yatırım yapılmaya devam edildiği görülmektedir.

Dünyada değişen talepler ve farklı destinasyon arayışları, kruvaziyer turizmi ile ilgili olarak Türkiye’ye de yeni olanaklar getireceği şüphesizdir.

Doğru ve kapsamlı bir değerlendirme yapılır ve şimdiye kadar yapılan yanlışların tekrarlanmaması sağlanırsa,  Türkiye’deki sahil şehirleri ile hemen yakın çevresindeki tarihi, kültürel ve doğal imkanları ile ülkemiz kruvaziyer turizminin dünyadaki en popüler ve tercih edilecek destinasyonların çoğunun önüne geçebilir.

En gözde seyahat rotaları arasındaki Akdeniz ve Karadeniz kıyılarındaki Türkiye limanları bunda büyük etken olacaktır.

Kruvaziyer turizmi gemi gezisini içeren, kısa sürede farklı ülkeleri ve şehirleri görebilme, gezebilme olanağı sunması nedeni ile tercih edilen bir seyahat seçeneği haline gelmiştir.

Günümüzde hava taşımacılığının sağlık nedenleri bir yana, ekonomik olarak da çok pahalı hale gelmesi kruvaziyer turizminin dünya turizmindeki payını ileriye taşımasında önemli etken olmuştur.

Kruvaziyer turizmi, fiyat/satın alınan değer oranı açısından diğer tatil türlerine göre daha uygun durumdadır. Denizde yapılan tatilde; konaklama, dinlenme, lezzetli yemekler, eğlence, birinci sınıf hizmet ve diğer çeşitli lüks seçeneklerin de fiyata dahil olması bu tatil seçeneğinin cazibesini arttırmaktadır.

Temelinde deniz ve gemi seyahati yer alan kruvaziyer turizmi misafirlerine çok yönlü hizmet sunmaktadır.

Modern ve donanımlı devasa yolcu gemileri ile dünyanın dört bir köşesine seyahatler düzenlenir, çeşitli güzergâh seçenekleri sunulurken diğer yanda gayet lüks, beş yıldızlı otel işletmesini aratmayan, geniş bir yelpazede daha fazlasını içeren; konaklama, yeme-içme, eğlence, sosyal faaliyetler, alış-veriş, spor, spa, casino, dinlenme, sanat etkinlikleri vb, sunan gemi içi yolcu hizmetleri yer almaktadır.

Ayrıca, insanlar her gün dünyanın farklı ve değişik limanları ile şehirlerinde limanlara yakın çevrede geziler yapmakta, alış-veriş yapabilmekte, farklı etkinliklere katılabilmekte, her gün bavul hazırlama, açma, kapama derdi olmamaktadır.

Dünyanın Başlıca Kruvaziyer Turizmi Yolcu Bölgeleri

Karayipler / BahamaAvustralya / Yeni Zelanda / Güney Pasifik
AkdenizAlaska
Batı Avrupa (Akdeniz hariç)Güney ve Orta Amerika
Güney ve Doğu AsyaKuzey Amerika ve Kuzey Kutbu

En popüler bölge olan Karayiplerde kruvaziyer turizminin doygunluğa ulaşması, gemi sayılarındaki artış ve rekabet nedeniyle gemi turlarının rotalarını değiştirerek bazı gemilerini diğer bölgelere yönlendirmiş, Avrupa ve Akdeniz çanağındaki liman kentlerinin hızla yeni kruvaziyer destinasyonlarına dönüşmesine neden olmuştur.

Uluslararası Kruvaziyer Firmaları Birliği (Cruise Lines International Association, CLIA) 2017 yılında hazırladığı raporuna göre kruvaziyer gemi seyahati satın alanların en çok tercih ettikleri bölge olan Karayipler ve Bahama Adaları’nı, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz ve Doğu Atlantik’e kıyısı olan ülkeler takip etmektedir.

Sektörün en büyük 3 mega şirketi; Carnival Corporation, Royal Caribbean Cruises ve Norwegian Cruises olup bu 3 mega firma kruvaziyer turizminde yolcu potansiyelinin yüzde 80’ine, kruavaziyer turizmi gelirinin  ise yüzde 72’sine sahiptir.

Akdeniz ülkeleri arasında İspanya, İtalya, Fransa, Hırvatistan ve Yunanistan’ın ardından Türkiye en fazla kruvaziyer kabul eden ülke olarak yer almaktadır.

Kruvaziyer turizminin ülke ekonomisine gelirleri çeşitlidir

Bunlar; turizm gelirleri, liman gelirleri, gemi ikmal, gemi inşa-onarım sanayii, gemi acenteleri, tur acenteleri ve kamu gelirleri (vergi, rüsum ve harçlar) olarak ilk akla gelenlerdir.

Kruvaziyer endüstrisi ilgili tüm ülkelere ekonomik fayda sağlayan, katma değer yaratan bir aktivite haline gelmiştir.

Kruvaziyer gemi işletmeleri limanlara giriş-çıkışlarda ödedikleri pilotaj, römorkaj, palamar, barınma ve ayakbastı ücretleri liman gelirleri olarak adlandırılabilir.

Bu gemilerin periyodik bakım, gerekebilecek onarım masrafları yük gemilerine oranla daha yüksektir. Türkiye bu tür gelirlerden gerektiğince yararlanamamaktadır. Tuzla ve Yalova’da yer alan gemi inşa ve bakım firmaları bundan önemli paylar alabilirler. 

Kruvaziyer gemileri mürettebatı, binlerle telaffuz edilen nüfusları ile çok büyük bir küresel istihdam olanağı yaratmakta, ayrıca bu gemilerin yiyecek, içecek, yakıt ve yağ harcamaları da büyük bir pazar oluşturmaktadır.

Ülke limanlarına gelen gemilerin alması gereken hizmetlerden birisi de gemi acenteliği hizmetleridir. Diğeri yolcu ve tur acenteliği hizmetidir. Limanlarımıza yanaşan gemilere yurt içinden ve yurt dışından kruvaziyer gezi turları satan,  limanlarda yerel turları düzenleyen seyahat acenteleri, kruvaziyer turizminin vazgeçilmez alt sektörüdür.

Türkiye’nin büyük sorunu anlamsız bir rekabet içerisinde ne kendilerinin, ne de Türkiye’nin kruvaziyer turizminden hakkını alamamasına sebeb olan piyasaya hakim olmuş az sayıdaki gemi ve seyahat acenteleridir.

Bunlar, yanlış stratejileri, sözde pazarlama taktikleri ile gemi işletmeci şirketlerinin oyuncağı olmuşlar, dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş oranlara ulaşan alış-veriş komisyonlarının büyük payını da bu şirketlere peşkeş çektikleri için acenta-çarşı sarmalı içerisinde neleri kaybettiklerinin, ve de Türkiye’ye neleri kaybettirdiklerinin farkına varamamışlardır.

En kötüsü Türkiye’yi nasıl itibarsızlaştırdıklarını umursamadıkları gibi, kamu kuruluşları tarafından alınan fener, sağlık ve sıhhiye gibi ücretler, harç ve rüsumlar, ayakbastı paraları ise devletin kruvaziyer turizmi için yaptığı yatırımları karşılamaktan çok uzak olduğunu bildikleri halde, her şeyi de devletten beklemekte, yalnızca kendi çıkarlarına bakmaktadırlar.

Yapılacak indirimler ile boşuna daha fazla geminin gelebileceğini ve dolayısı ile gelirlerin arttırılacağını kurgulamak yerine, kruvaziyer turizminin Türkiye’deki uğrak limanlarının daha cazip ve tercih edilen destinasyonlar olabilmeleri için stratejiler geliştirilmelidir.

Türkiye’nin belli başlı kruvaziyer limanları şunlardır;

Temel LimanlarDiğer LimanlarEk Limanlar
İstanbulMersinÇanakkale
BodrumİskenderunDikili
MarmarisİzmirSamsun
AntalyaTrabzonBartın

Bütün dünyada gelişim içerisindeki bu sektör, Türkiye’nin tüm olanakları dikkate alındığında, rakip ülkelere göre geride kalmıştır.

Tablo 3. Türkiye’ye Gelen Yabancı Turistlerin Taşıt Araçlarına Göre Dağılımı

Taşıt Araçları 20152016  2017Değişim Oranı
Havayolu 1.441.533 1.490.624 1.332.309-10,62
Karayolu 709.758547.438627.35514,60
Demiryolu 1.4173953980,76
Denizyolu47.63840.475 35.980-11,11

Kaynak: www.yigm.kulturturizm.gov.tr/Eklenti/50424,2017ocakbultenxls.x, 28 şubat 2017

Tablo 4. Türk Limanlarına Gelen Kruvaziyer Gemi ve Yolcu Sayılarının Yıllara Göre Dağılımı.

Tüm limanlara gelen gemi ve yolcu sayılarının yıllara göre dağılımı

YılGemiYolcu (Bin)
2003887582
2004927645
20051048758
20063171.016
200714211.368
200816121.605
20091328 1.484
201013681.719
201116232.191
201215872.096
201315722.241
201413851.790
201514561.889
2016590628

Kaynak: Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı (UDHB)

Öneriler :

Dikkatli ve kontrollü bir planlama ile kruvaziyer turizmi ülke çıkarları doğrultusunda ve geniş bir perspektifte değerlendirilebilir. Her destinasyon için ayrı bir araştırma, kapsamlı bir çalışma yapılmalı, fizibilite (gerçekleştirilebilirlilik) raporu hazırlanmalıdır.

Örnek olarak, belki de Sultanahmet Yarımadasındaki yoğunluğu dağıtmak amaçlı başka tur seçenekleri de sunulmalıdır. Tek bir bölgeye yoğunlaşmak trafik ve otopark sorunlarını azaltmakla kalmayacak, altı dehlizlerle dolu olduğu bilinen Byzantion Antik Kenti (Sultanahmet Meydanı, Yerebatan Sarayı ve çevresi) üzerindeki olası tahribat için bir peşin önlem olacaktır.

Bir başka örnek; İzmir’e gelen yolcular için tur seçenekleri, Efes ve Meryemana Evi’ne ulaşım olanakları  (İzmir-Selçuk arasındaki buharlı tren hattı kullanılabilir), alış-veriş tercih ve olanakları, kapasiteleri araştırılmalıdır.

Ama, en önemlisi, turistlerle ilgili ne tür ve ne kadar harcama yaptıklarının, toplu gezilerinin kentte müze ve ören yerlerinde yarattıkları çevre etkilerinin ne olduğunun araştırıldığı Çevre Etki Değerlendirmesi (ÇED) ve Turizm Fizibilite (TF) raporları titizlikle hazırlanmalıdır.

Yunanlı armatörler Yunanistan’ın Adalar Denizi’nde kruvaziyer turizmi başlattılar. Stratejilerinde insanların gelişen gezme-görme-dinlenme isteklerini kruvaziyer turizmi doğrultusunda yönlendirmede çok da başarılı oldular.

Türkiye’ye gelen kruvaziyer gemilerinin büyük çoğunluğunun Yunanistan’daki Pire limanından hareket etmesi, Pire Limanında yaşanan grevler ve olumsuz gelişmeler, ayrıca Doğu Akdeniz bölgesi ülkelerindeki istikrarsızlık ve Güney Akdeniz ülkelerindeki terör olayları nedeni ile Kruvaziyer firmalarının gemi seferlerini Batı Akdeniz’e kaydırmaları  sonucu 2014 yılından bu yana Türkiye’yi büyük ölçüde ve olumsuz etkilemiştir.

Türkiye’nin üç tarafının denizlerle çevrili olması ve Akdeniz Çanağında yer alması ülke açısından önemli bir avantaj teşkil ettiği ne kadar gerçekse, Türkiye’nin sahip olduğu toplam kıyı şeridi (8333 km.) ve konumu itibarı ile kruvaziyer turizmi açısından oldukça büyük ve önemli, hatta vazgeçilmez bir potansiyel oluşturduğu da gerçektir.

Turizm sektörüne paralel, dünyada değişen talepler ve farklı destinasyon arayışları Türkiye gibi hem Ege, hem Akdeniz kıyıları, hem de Karadeniz kıyıları ve Karadeniz’e komşu ülkelerin farklı liman şehirlerine yakınlığı dolayısı ile İstanbul merkezli Karadeniz’e kıyısı bulunan ülkeleri de kapsayan Karadeniz rotasının dünya pazarına sunulması ve farklı bir turizm alternatifi olarak ülke turizmine kazandırılması için bir çaba sarf edilmesi gerekmektedir.

Ancak, bunun için Doğu Akdeniz ve Karadeniz bölgesinde siyasi huzur, ortak çıkarlar için akılcı, çevreci ciddi bir anlayış sağlanmalıdır.

2014 yılı itibarı ile kruvaziyer şirketleri Doğu Akdeniz’de yaşanan siyasi olumsuzluklar ve savaşlar sonucunda Uzakdoğu ve Latin Amerika bölgelerine yönelmişlerdir.

Kruvaziyer işletmelerinin Türk limanlarına ilgisini arttırmak ve bu limanların cazibe merkezi haline gelebilmesi için kapsamlı bir araştırma sonucu belirlenecek yatırımların yapılması ise ön koşuldur.

İlk olarak, her bölge iyi analiz edilmeli ve rekabet içerisinde olduğumuz diğer ülke  limanlarının avantaj ve dezavantajları çok dikkatli araştırılmalı, rekabetçi politikalar oluşturulmalıdır.

Hizmet kalitesi rekabet edilebilir bir seviyeye yükseltilmeli, mesleki eğitimlerle beraber kalifiye personel yetiştirilmeli ve daha önemlisi uluslararası boyutta, doğrudan tüketiciye ulaşacak tanıtım ve reklam stratejileri geliştirilmelidir. Bu Türkiye’yi gemi işletmelerinin tekelci baskılarından büyük ölçüde koruyacaktır.

Büyük gemi işletmeleri ve uluslararası tur şirketleri ile ortak çıkarlar doğrultusunda geliştirilecek işbirliği çerçevesinde çeşitli kampanyalar ve organizasyonlar ile kruvaziyer turizmine katılım sağlanmalıdır.

İstanbul’un devasa büyüklükteki kruvaziyer yolcu gemilerinin yanaşabilmesi için ihtiyaç duyulan ve hizmet kalitesi açısından uluslararası standartları sağlayan bir ana kruvaziyer limanı ‘’Homeport’’u yoktur. Galataport ancak küçük ve orta boy gemilere ve mega yatlara hizmet verebilir. 

Büyük gemilerin yanaşabileceği bir limana ihtiyaç vardır.

Yenikapı Limanı düşünülmüş ama bugüne kadar projelendirilip maalesef inşaatına başlanamamış, çok geç kalınmıştır. Atatürk Havaalanı muhafaza edilip, kruvaziyerlerle ilgili charter uçuşlarla irtibatlandırılmalıdır. Bu şekilde ileri planlama yapılmalıdır. Bu Kanal projesinden dahi daha öncelikli ve çok önemlidir.

2018 yılında Malta’da Akdeniz Turizm Vakfı’nın (MTF) düzenlediği 5.Uluslararsı Akdeniz Turizm Forum’unda yaptığım konuşmamda belirttiğim gibi Akdeniz çanağında komşu ülkelerin oluşturacağı bir deniz turizmi işbirliği Akdeniz’e kıyısı olan ülkeleri birbirine tanıtmakla, yakınlaştırmakla kalmayacak ürettikleri ultra lüks ve donanımlı yatları eskisi gibi pazarlayamadıklarından yakınan Navigo, Benetti gibi büyük yat üretici şirketleri diğer ülke tur operatörleri ile birlikte ‘’joint–venture’’ sistemi ile kuracakları ve kendilerinin de ortak olacakları yat işletme şirketleri ile ürünlerini daha fazla pazarlama fırsatı bulmalarını sağlayacaktır.

Böylece, Türkiye kruvaziyer turizminde olduğu kadar yat turizmindeki başarısızlığını da yenme fırsatını elde edebilecektir.

Günümüzde oldukça başarı gösteren yat imalat firmalarımız bile belki de bu fırsat ile uluslararası pazara adım atabileceklerdir.

2018 yılında Malta’da Akdeniz Turizm Vakfı tarafından düzenlenen 5. Akdeniz Turizm Forum’unda yaptığım konuşmamda bu üretici firmalara bir tavsiyem de her yıl milyonlarca Euro harcadıkları Ar-Ge projelerinde çevre duyarlılığına daha çok bütçe ayırmaları ve bunun da çocuklarımıza ve torunlarımıza bırakacağımız bir miras borcumuz olduğunu, biraz da yüksek sesle, hatırlatmak olmuştu.

Aynı konuşmada yıllardır çıktığım mavi ve yeşilin eşsiz güzelliğini sergileyen, ülkemin tarihi, kültürel ve doğal zenginliklerini keyifle yaşadığım ‘’Mavi Yolculuk (Blue Voyage)’’da denizin renginin ne kadar bozulduğuna dikkat çektim.Bu konu kruvaziyer gemileri için de geçerli.

Limanlarımıza gelen gemiler açık sularda yasalara aykırı biçimde sintine boşaltabilmekteler. Bir turist gemisinin yıllık atık hacminin 70.000 ton olduğu dikkate alınırsa konunun ciddiyeti daha iyi anlaşılır.

Değerli meslektaşım Faruk Pekin’in değindiği; gibi özünde bir kitlesel turizm olan kruvaziyer turizmi Türkiye’de uygulanış biçimi ile ülkeye fayda değil zarar vermektedir. Nasıl mı?

3000 kişilik bir gemi Karaköy’e yanaştığında %70’i tur aldığında 55 otobüs, 55 rehber, en az 30 yardımcı ve 6000 müze bileti gerekmektedir. Gelecekte yapılması planlanan Yenikapı Limanı bu duruma çare olabilir.

55 otobüsün neden olduğu trafik ve otopark sorunu, daha fazla yakıt tüketimi, Topkapı Sarayı ve Ayasofya Camii’nin yıpranma payları getirdiğinden fazlasını götürmektedir.

2 adet müze bileti karşılığında yaratılan turist kirliliğinin verdiği zarar tartışmasızdır.

Bu kadarcık bilgi dahi tamamlanmak üzere olan ’’Galataport’’un ne kadar yanlış bir yatırım olduğunu ortaya koymuyor mu? Galataport, yeni gemi kapasiteleri dikkate alındığında limanda 5 değil ancak 1 mega gemiye yer ve hizmet verebilecek kapasitededir.

Zaman zaman medyada önemli dört limanımız; İstanbul (Karaköy), Çanakkale, İzmir, Kuşadası ve Antalya ile ilgili istatistiksel veriler ‘’gelişme’’ veya ‘’başarı’’ olarak yayınlanır, övünülür.

Bu bilgilerin sağlıklı olduğu da söylenebilir mi acaba? Çünkü buna ait ‘’aynı turist her ilin gümrük kapısında giriş yaptı, tekrar tekrar sayıldı’’ bir ara fıkra olmuştu.

Doğru ve yararlı istatistik verilerini önümüze koyup karşılaştırma yapmalıyız.

Pekâlâ, aynı gün Karaköy-Sirkeci-Sultanahmet bölgesi trafiğinin sebep olduğu zarar tartışılabilir mi? Hepsi iyi hoş da, bunlara değer bir karşılık alınabiliyor mu?

Ne gezer! Büyük bir iş başardıklarını zanneden, hiç de etik olmayan, sözde rekabet stratejileri ile büyük payı yabancı gemi işletmelerine kaptıran, kim oldukları belli, birkaç acenta yıllardır ülkemize göz göre-göre kaybettirdiklerinin hesabını hiç yaptılar mı acaba?

Pandemi’den sonrası için önümüzde iyi bir fırsat var. Hazır vakit de varken, gelin bu bozuk düzeni ülkemizin refahına büyük katkısı olacak şekle dönüştürelim. Olması gerektiği gibi.

Hüseyin KURTOĞULLARI

28.11.2020, İstanbul

Önemli Not :

Değerli katkıları için minnettar olduğum dostlarım, meslektaşlarım:

Sayın Metehan PEKÖZ/Transbalkan Turizm,

Sayın Faruk PEKİN/Fest Travel

Sayın Sami GÜVENÇ/The Cruise Line

Bir Cevap Yazın