Lütfen, Bana Duayen Demeyin …

Lütfen, Bana Duayen Demeyin …

Şu bizim Cemal Kızıltan’a kızdığım konular oluyor ama çoğunlukla bizzat kendisinin yazdıkları sanki benim kalemim kağıt üzerinde yürüyor gibi, bu kadar düşünce birliği olur.

Diyor ki sevgili Cemal;

“Duayen lâfına takık durumdayım, bana söylendiğinde kabul etmiyorum. Sektörde yıllarını geçirmiş olabilirsin, ama fark yaratan, seninle birlikte anılan bir başarı hikayen yoksa, mesleğine değer katmamışsan, yeterince adam yetiştirmemiş, sadece işini yapmışsan iyi insan olabilirsin, ama “duayen” değilsin, olamazsın. Bir de bunu hiç hak etmeyen insanlar için söylemiyorlar mı, ifrit oluyorum.”

Şimdi soruyorum, Antalya’yı neredeyse sonlandıran, ve bir yığın “vatan haini komisyon taciri” tarafından “Oh ohh… ne müthiş bir pazarlama projesi bu All Inclusive, deha bunu akıl eden, deha!” dedikleri, hem de Doktor Cem Kınay duayen midir ?

Herhalde ki, Turc & Caicos Adasında ünlenen ve kırmızı bültenle bütün dünyada takdir edilen (!) başarısından sonra biz bu muhteremi Türkiye’yi dünyaya tanıtmak üzere kurulan Türkiye Turizm Tanıtım Geliştirme Ajansı (TGA)’nda Yönetim Kurulu Üyesi olarak gördük.

Saymakla bitmez canlı turizm tarihimizde yer alan değerli duayenler: “Türkiye-Komisyon-Charter” düzeni ile güzel ülkemizi milyonlarca turist’e tanıtan (!) komisyoner duayenlerimiz: Apel Çelik (Allah taksiratını affetsin), Besim Tibuk, Cankut Bagana, Vural Öger’i ve biz bu vatanperver kardeşlerimizi Türk turizmini gıpta edilen bugünlere eriştirdikleri için minnetle anıyoruz ….

Ne kadar acıdır ki, bütün bunlar yaşanırken TÜRSAB vardı …

Ve utanıyorum ki, bu tarihçenin içerisinde tam 3 dönem, yani koca 6 yıl ben TÜRSAB’da yönetim kurulu üyesiydim.

Onun için bana lütfen “Duayen” demeyin, lütfen.

Hüseyin KURTOĞULLARI

14.03.2020, İstanbul

Bir Cevap Yazın