ÇATALHÖYÜK, ANADOLU’DA NEOLOTİK BİR MEGA YERLEŞKE

Çatalhöyük, Anadolu’da Neolitik Bir Mega Yerleşke

Çatalhöyük 1958’de İngiliz arkeologlar James Mellaart ve David French tarafından keşfedildi, 1960’da başlatan kazılar 5 yıl sürdü.

Dünyanın çeşitli ülkelerinden araştırmacılar Çatalhöyük’e geldi ve bir çok seminer düzenlediler.

Çatalhöyük sanatın, simgeciliğin, inancın, tanrının, beslenmenin ve besiciliğin ilk örneklerini sunarken kent ve toplumun tam anlamıyla olgunlaşıp batıya doğru hareket ettiği önemli bir yer, belki de dünyanın ilk yerleşkesi.

Çatalhöyük Neolitik Kenti Kazı Başkanlığına Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Doçent Dr. Ali Umut Türkcan getirildi.

Çatalhöyük kazı alanında daha önce 14 yıl çalışmış olan Türkcan’ın 9600 yıllık tarihi mirasa bir Türk bilim insanının kazı başkanı olması gurur verici. Türkcan henüz 21 yaşında Bilkent Üniversitesi Arkeoloji Bölümü 2. sınıf öğrencisiyken üniversiteyi temsilen 1993’te Cambridge Üniversitesi ve İngiliz Arkeoloji Enstitüsü’nün başlattığı projede çalıştı.

Çatalhöyük’de kazılar devam etmeli ve desteklenmeli, daha fazla tanıtılmalı.

Toprak 9000 yıl kadar önce nüfusu 3000 ile 8000 arasında olan bir yerleşimin büyüleyici ayrıntılarını barındırmış, Çatalhöyük MÖ  7400-6000 yılları arasında 1400 yıl boyunca varlığını sürdürmüştü.

Her binada tahminen 5-10 kişi yaşıyordu. Evler elişleri yapmak, yemek pişirmek, beslenmek, uyumak gibi günlük hayatın geçtiği ana oda ile ambar ve yiyecek hazırlamak için kullanılan yan odalardan oluşuyordu.

Halkın yaşadığı evler birbirine bitişikti, dolayısıyla arada ya birkaç sokak vardı, ya da hiç yol geçmiyordu. Evlere damlardan girilir, merdivenlerden iç mekanlara inilirdi. İç mekanları duvar resimleri, kabartmalar, heykeller gibi sanat eserleri kaplardı.

Halk ölülerini evin zeminine gömerdi.

Evlerin duvarları sık sık beyaz yumuşak çamurla sıvanır, bu sıvanın üstüne de hem geometrik şekiller hem de simgesel sahneler resmedilirdi. Resimlerin ana teması boğa, katır, geyik ve yaban keçisi gibi yabanıl hayvanlardır. Leopar resimlerinin tabloda yüksek orandan gösterilmesinin nedeni , üstlerine belirgin kuyrukları olan benekli leopar postları giymiş, bazıları sakallı insan tasvirlerinin de olmasıdır.

Resimler
Kalıntıları

Rölyefler

Yerleştirme/Tabaka

Hayvan

Leopar

%65

%35

%0

%0

Gelecek zamana yolculuk fikri artık yaygınlaşmıştır, ayrıca “zaman makineleri” ile dondurulan zamana geri gitme olanağı sunulmaktadır. İnsanların başka bir ülkeye gider gibi geçmişe nasıl yolculuk yaptıklarını tartışan akademik yazılar da kaleme alınmaktadır.

Öyleyse biz de 9000 yıl öncesinde Çatalhöyük’e yolculuğa çıkalım.

Bir kuşağın yaklaşık 25 yıllık zaman dilimine denk geldiğini varsayarsak, 9000 yıl öncesine yolculuk etmek kesin olarak MÖ 7400’de Çatalhöyük’ün başladığı döneme gitmek için 376 kuşak geri gitmemiz gerekiyor.

“Ben” ile, yakın ilişkilerle ve duygularla ilgili görüşler değişti. Örneğin , annem, büyükannem kendimi düşünmemi öğretmişlerdi. “Ben” odaklı kuşaklardan sonra böyle bir yaklaşıma acayip ve tarihsel bir hata diye bakılır.

Daha da geriye -19. yüzyılın başlarında dedelerimin büyük büyük dedelerinin yaşadıkları döneme gidersek çok daha büyük bir değişimle karşılaşırız.

18.Yüzyılın sonları 19.yüzyılın başları arasında insanoğlunun yaşam biçimi büyük ölçüde değişmiştir.

Yaşama biçimimiz hayatımızı değiştirdi. Ben ile, vücut ile ilgili temel kavramlar ve nasıl davranmamız gerektiği de kökten değişmiştir.

3000-5000 yıl önce yaşamış eski Mısırlılar, onların hayata, ölüme, ben’e, evliliğe, aşka vb. dair çok farklı bakışları hakkında çok şey biliyoruz. Mezopotamya’daki ilk yazıları okuyabiliyor, mitleriyle inanışlarını öğrenebiliyoruz.

Çatalhöyük’e varana dek daha 3000 yıl derine inmemiz gerekiyor. Sonunda Çatalhöyük’e geldiğimizde tıpkı bugün yaptığımız gibi insanların yemek yemesi, dışkısını boşaltması, çocuk sahibi olması, yanlışları cezalandırması vb, gerekiyordu. Evler inşa etmeli, vücutlarını sıcak tutmak için giyinmeli, hayvanları öldürmek için silah yapmalı, hasat kaldırmalıydılar.

Gömütlerde kumaş parçaları bile korunmuştur, ayrıca sepet, ahşap kaplar ve yerlere serilen hasırı andıran izler vardır.

O insanlar akbabaların kafataslarını getirir, evlerinin duvarlarına içeriye bakacak şekilde gömerlerdi.

Ev içi resimlerde yaban boğaları, yaban öküzü ya da özellikle koyuna yer verilir, ev içindeki yaşamı yansıtmazlardı. Yemek pişirmek için kilden toplar evlerin fırın bölmelerinde yeralmaktaydı.

 Daha sonraları bu topların yerini kum katkılı çömleklerin aldığı belirlendi. Yeşim taşından kesici veya topuz aletlerin mutfak gereçleri oldukları tahmin edilmektedir.

Mezarlarda çakmak taşından kamalara, bıçaklara ve keskin oklara da rastlanmıştır.

Çatalhöyük’te insanının ana faaliyet alanları arasında tarımsal üretim, sanatsal-sembolist ve dinsel faaliyetler, avlanma ve takas yer alırdı.

Çatalhöyük sakinleri yerleri ve duvarları kireç oranı yüksek balçıkla sıvanmış kerpiç evlerde otururlardı ki bu da haşarat ve farelerden korunmaya yönelikti.

MÖ 8400 dolaylarında kültüre alınan bitkilerin beslenme amaçlı kullanılması, bazı yabani bitkilerin ehlileştirilmesi, koyun ve keçi gibi ot obur hayvanların ehlileştirilmesi ve tüm bunların Anadolu’da tarihlendiği zaman da dikkate alındığında Çatalhöyük’ün dünyaya tanıtılmasının önemini ortaya çıkarmakla kalmıyor, bu önemli dünya hazinesinin sahibi olma ayrıcalığı bizi hiç mi heyecanlandırmıyor?   

Hüseyin KURTOĞULLARI

19.12.2020, İstanbul

Bir Cevap Yazın