Türkiye Batı ile Arasını Düzeltmek için Öncelikle Turizm’e Destek Vermeli

Türkiye Batı ile Arasını Düzeltmek için Öncelikle Turizm’e Destek Vermeli

Prof. Celal Şengör ne güzel söylüyor; “Tarımın cenneti, tohumu taşa atsan, taş filizlenir. Yirmiden fazla kıymetli maden var. İncil’deki 7 kilisenin 7’si de burada. Nuh’un gemisinin indiği topraklar… Mezopotamya’nın bereketinin başladığı topraklar; Göbeklitepe, Sümerler, Hitit, Bizans, Peygamberler, mozaikler, gastronomi harikaları ve Selçuklu tarihi fışkırıyor.

Yetmezse 3 tarafı deniz ve iki anakarayı birleştiren olağanüstü bir konum. Bütün bahşedilenleri en güzel değerlendirecek büyük bir imkan; TURİZM. Bu durumda cahil ve fakir kalman imkansızken, halkın yarısı açlık sınırında. Sebep? İki sebebi olmalı; 1) Cehalet, 2) İhanet.

Türkiye batıyla arasını düzeltmek için öncelikle turizm’e hak ettiği değeri ve desteği vermeli. Hem de hiç gecikmeden.

Zira Türkiye’nin hiç tartışmasız bir numaralı sektörü bütün birimleriyle göz göre göre erimekte.

120 milyar dolar ile Türkiye’nin en çok yatırım yapılan sektörü.

1.3 milyon civarında sigortalı olmak üzere, yaklaşık 2 milyon çalışanı ile doğrudan 6 milyon insanın karnını doyurmakta olan turizm sektörü!

Turizm sektörü tarım, enerji, tekstil, inşaat, otomotiv, bankacılık, su ürünleri, hayvancılık vb, yaklaşık 42 sektörü doğrudan destekliyor. Kim aksini söyleyebilir?

2019 yılında 52 milyon yabancı, 17 milyon civarında yerli turist ile 35 milyar dolarlık döviz girdisi sağlamış olan turizm sektörü son 50 yılda Türkiye’yi dünyanın en çok turist kabul eden ilk 7 ülkesi arasına taşımış ise bu başarı bunu hiçbir destek görmeden salt kendi imkanları ile becermiş olan seyahat acentecileri ile otelcilerin özverili çabalarına borçludur.

Sektörle art arda kapanan şirketler yıllardır özveriyle, emekle ve maddi zorluklarla eğittikleri çalışanlarını, idarecilerini, tur operatörlerini kaybediyorlar. Oteller, genel müdürleri dahil, ön büro müdürlerini, resepsiyonistlerini, hizmetlilerini, mutfak elemanlarını çalıştıramaz hale geldiler. Turizm emekçilerini hızla kaybetmekte.

Turizm’e inanmış ve gönül vermiş bu insanları, bu bir film değil ki geri saralım, tekrar yerine koyamayız. Yenilerini yetiştirmek ise kolay değil, imkansız. Bu insanlar hayat mücadelesinde turizmden uzaklaşınca turizm sektörünün hali nice olacak hiç düşündünüz mü? Ben düşünmek dahi istemiyorum.

Turizm sektöründe nitelikli eleman olarak niteleyeceğimiz çalışanların eğitilme ve yetiştirilme süresi ortalama on yıldan aşağı değildir. Seyahat acentelerimiz, otellerimiz, havayollarımız, gastronomi, eğlence ve turizm sektörüne hizmet verenler. Kara ve deniz ulaşımı kuruluşları yetişmiş elemanlarını büyük bir hız ile sektör dışına kaybetmekte. Seyahat acenteleri, oteller, yatçılarımız, kiralık otomobil şirketleri, kongre merkezleri iflasın eşiğinde.

Pandemi döneminde Türkiye’de turizm çok kötü yönetildi.

Turizm’den sağlandığı belirtilen 35 milyar dolarlık gelirin 12 milyar dolar vergi (ötv, kdv, stopaj, kurumlar v.b.) olarak en büyük ortağımız olan devletin kasasına giriyor. Ortaktan ise hiç ses yok.

Haksızlık etmeyelim, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) gibi dünyada başka benzeri olmayan ibret bir sistem ile turizmci ceza ödemekte.

Türkiye’de demokrasinin aldığı yara milyonlarca batılı turistin seyahat planlarını etkilemiş, Türkiye’yi gezi planlarından çıkartmalarına neden olmuştur.

Turizmin “olmazsa olmaz’ı ”Seyahat Acenteleri, destek görmeyi bırakınız, açıkça dışlanmaktadır.

Yurtdışı fuarlarına, toplantılarına katılan, tanıtım gezilerine giden, kendi ülkemizi tanıtmak üzere davet edilen ilgililer dahi milli havayolumuzdan bütün turizm dünyasında genel uygulama olan indirimleri ve desteği alamayan turizmciler ve de ne kadar acıdır ki buna tirübünden seyirci kalan yetkililer…

Öte yandan 18 aylık faaliyetlerini açıklayan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu turizm ile ilgili hiç bir şey söylemedi, herhalde dikkat ettiniz.

Dünya turizminin önde gelen başkentlerinden olarak kabul görmüş ve hakkıyla en ön sıralarda bir yere oturmuş İstanbul’da Büyük Şehir Belediye Başkanı’nın turizm’den bahsetmemesi turizm adına hiç bir şey yapılmamasından değil, belki de şimdiye kadar yapılanlardan utandığı içindir, kim bilir! Ama biz buna alışığız.

Hatırlayınız, geçmişte iktidarıyla-muhalefetiyle bu ülkenin idaresine talip olanlar da bir çok yönüyle ülke ekonomisine denge veren, ancak gereken önemi vermedikleri turizm sektörünü ağızlarına dahi almadılar.

Ama kabahat bizde. Sektörün en etkin kurumu TÜRSAB turizmin ve turizmcinin önemini anlatmakta yeterli ve etkin olamazsa, diğer STK başkanları da “her şey çok yolunda, Türkiye turizm’de dünya sıralamasında” gibi algıların arkasına saklanarak ne yaptıklarının farkında olmazlarsa diyorum ki acaba Şengör Hoca’nın belirttiği 2 madde bunlar mı acaba?

Sığınmacılara yapılan yardımın az bir bölümü turizmcilerden esirgenmeseydi 35 milyar dolarlık gelirin doğrudan 12 milyar dolarını vergi, ötv, kdv olarak devletin kasasına sokan turizm sektörü inancını yitirmezdi.

Ülkenin en zengin hazinesi elden gitmekte. Hala vakit varken TÜRSAB’ın başını çekeceği TÜROB, TTYD, AKTOB, TUROFED, TUREB ve benzeri tüm  turizm sektör paydaşları, hep birlikte ve inançlı bir milli seferberlik anlayışı ile işleri yoluna koyabilir.

Bir an önce, vakit geç olmadan…   

Hüseyin KURTOĞULLARI

İstanbul, 25.12.2020 

Bir Cevap Yazın