AYASOFYA

AYASOFYA

İmparator I. Justinyen Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti Konstantinopolis’le Ayasofya’yı yeniden inşa etmek üzere Miletoslu (Milet) İsidoros (mimar, bilim adamı, matematikçi) ve Trallesli (Aydın) Anthemius’u (mimar, mühendis, sanatçı, matematikçi) görevlendirdi.

Ayasofya’nın iç mekan tasarımı ve Anthemios’un ölümünden sonra inşaatın tümü İsidoros tarafından yönetilmiştir.

İlk bazilika 360’da tamamlandı ve 404-415 yeniden yapılandırıldı. Fakat 532’deki 30 binden fazla kişinin öldüğü isyanda büyük zarar gördü, kısmen yakıldı.

İmparator Justinyen, bunun üzerine kilisenin ahşaptan değil de taştan inşa edilmesini, böylece inşasında birçok yerde demir ve tuğla kullanılmasını sağladı.

Mimarlar planlama aşamasında Ayasofya’nın ana mekanının 75m. açıklıkta Konstantinopolis’in en geniş kilisesi olmasına öngördüler ortaya çıkan binanın tasarımı Roma İmparatorluğu için daha önce örneği görülmemiş bir yapı sayıldı.

Havada asılı gibi duran baş döndüren kubbesi, oyma mermer sütunları ve eşsiz mozaikleri ile mimarlık tarihinin başyapıtlarından biri olan Ayasofya iki büyük semavi dine ev sahipliği yapmıştır.

Osmanlı döneminde 16. ve 17. Yüzyıllarda, Ayasofya’nın içine mihraplar, minber, müezzin mahfilleri, vaaz kürsüsü ve maksureler eklenmiştir.

Ayasofya Mustafa Kemal Atatürk’ün emri ile tapuya cami olarak tescil ettirilmiş ve yine Mustafa Kemal Atatürk’ün emri ve Bakanlar Kurulu Kararı ile 1 Şubat 1935’de müze olarak yerli ve yabancı ziyaretçilere açılmıştır.

Ayasofya bir dünya mirasıdır.

24 Mayıs 2020 tarihinde, yani İstanbul’un Fethi’nin 567. Yıldönümünde Ayasofya’da Kur’an-ı Kerim Fetih Suresi okutuldu.

86 yıldır müze olarak kullanılan Ayasofya yeniden ibadete açıldı.

Hayırlı olsun bakalım!

Hüseyin KURTOĞULLARI

30.05.2020, İstanbul

Bir Cevap Yazın