İznik (Nicea)

İZNİK (NICEA)

4 KAPI 4 MEDENİYET
İstanbul · Yenişehir Roma · Bizans
Lefkoşe · Göl Selçuklu · Osmanlı

Bursa’nın ilçelerinden birisi olan İznik, MÖ. 4. yüzyıl
sonlarına doğru hayat sürmüş Makedonya kralı Büyük
İskender’in komutanlarından Antigonos Monophtalmos
tarafından eski bir yerleşimin üzerine “Antigoneia” adıyla
yeniden kurulmuş. Ancak daha sonra hasmı Lysimakhos
ile yaptığı savaşı kaybedince, Lysimakhos kentin adını
karısına izafeten Nikaia olarak yeniden adlandırmış.
Kent, Bithynia Krallığı döneminde (MÖ. 297/96-74) heterojen
bir halk yapısının baskın olduğu bir teritoryumda küçük
yerleşmelerden birisidir. Roma İmparatorluk döneminde ise
tüm Akdeniz’e yayılmış olan Imperium Romanum’un
Nikomedia ile birlikte Bithynia et Pontus Eyaleti’nin merkezi
ve muhtemelen de eyalet valisinin yaşadığı kentlerden birisi
olarak önem kazanmıştır.
Bunu izleyen Geç Antik Çağda İmparatorluğun bölünmesiyle
ortaya çıkan Doğu Roma İmparatorluğu döneminde ise Nikaia,
başkent Konstantinopolis ve Nikomedia’nın hinterlandıdır.
İznik’te Böcek Ayazma olarak bilinen su kuyusunun ilk olarak
tanrı Asklepios için inşa edilen bir asklepionunun bölümü
olduğunu (sağlık tanrısının tapınağı, bir nevi hastane) öne
sürenler bulunmaktadır. Böcek Ayazma ‘nın 50 m. kadar
batısında, yol seviyesinden yaklaşık 2 m. aşağıda ise “Koimesis-
tes Theotokos” kilisesinin kalıntıları bulunmaktadır.

Bu “Hazreti Meryem ‘in Ölümü veya Göğe Yükselmesi”
anlamına gelmektedir. 1065 depreminde yıkılan kilise X.
Konstantin tarafından tekrar onarılmış ve Aziz Nikephoros’a
tahsis edilmiştir.
Vaftizhaneler Hristiyanlık inancında günahlardan arınmak için
yıkanılan kutsal su kaynaklarıdır ve mutlaka bir kilise ile
bağlantılı olmalıdır.
Ayazmalar da Hristiyanlık dininde çok önemli bir yere sahiptir
ve doğrudan Hazreti Meryem ile ilişkilendirilirler.
Büyük Konstantin’in Hristiyanlığı devletin resmi dini olarak
kabul etmesi ve İznik’te 1. Konsül’ü toplamasından sonra
(MS. 325) İznik daha bir önem kazanmıştır.
Martyrİum (şehitlikler) din uğrunda ölen bir azize işarettir.
Bunlar başlangıçta bağımsız binalar şeklinde inşa edilirken,
zaman içerisinde kiliselere veya onların eklerine dönüşmeye
başlamışlardır.
İznik (Nicea) MS. 325 yılında 1. Konsül’ün ve MS. 787 yılında
ikinci Konsül’ün toplandığı merkezdir.
Teslis inancının temeli burada atılmıştır. 4 İncil burada kabul
edilmiştir, paskalya burada ilan edilmiştir.
Doğu Roma İmparatoru Theodore Lasgaris, İstanbul’un
Latinler tarafından MS. 1204 yılında istilâ edilmesi üzerine
maiyeti ile birlikte İznik’e kaçmış ve burada İznik Bizans
İmparatorluğunu (1204/1265) kurduktan sonra bu kiliseyi de
İznik Doğu Roma İmparatorluğu’nun merkez kilisesi
(metropolitik) olarak ilân etmiştir.
Kentin, kuruluş evresinde, bir süre Selçuklu Devletine
başkentlik yaptığı bilinmektedir.

İstanbul’a çok yakın, sakin, doğal ve tarihi zenginliği
bozulmamış ve tarihi önemi büyük olan İznik, Geç Roma ve
Bizans tarihinde önemli bir merkez, Hristiyanlar için ise MS.
325 yılında 1. Konsül ‘ün ve MS. 787 yılında 7. Konsül ‘ün
toplandığı yer olması nedeni ile Hristiyanlar için çok önemli bir
ziyaret yeri olmuştur.
İznik gölü civarında Osmanlı dönemlerine dayanan ve mimari
açıdan son dönemlerini yaşayan Türk mimari tarzının
geleneksel yanını oluşturan bakımsız köy evleri ile dolu
Karsak, Gemiç ve Gürle köyleri Osmanlı sivil mimarisinin en
güzel örnekleri ile doludur.
1331’de Osmanlılar tarafından ele geçirilen İznik çok kısa bir
süre de Osmanlı’ya başkentlik yapmıştır.

16. yüzyılda artık bütün dünyada meşhur olan, bütün önemli
camileri süslemesiyle ünlenen İznik Çinileri ile bugün diğer
rakiplerinden açık ara öndedir.
Yabancı turistlerin, özellikle Hristiyanların dini amaçlı ziyaret
ettikleri şehrin en önemli tarihi yapısı, 6. yüzyılda 1. Jüstinyen
tarafından yaptırılmış Ayasofya Kilisesi’dir.
İznik’te bütün Hristiyanlık alemini alâkadar edebilecek 2014
yılında Arkeolog Prof. Dr. Mustafa Şahin tarafından yeni ve
çok önemli bir başka tarihi buluntu ise Amerika Arkeoloji
Enstitüsü tarafından 2014 yılında “Yılın En Büyük Keşfi” olarak
açıklanan ve 1500 yıl öncesine tarihlenen St. Neophytos
Bazilikası ’nın göle kaymış net olarak görülebilen kalıntılarıdır.
Kıyıdan yaklaşık 50 m. uzakta, dıştan dışa toplam uzunluğu
41,32 m. genişliği ise 18,61 metredir. Bazilika kalıntısının
plân şekli ve ölçüleri İznik Ayasofya Kilisesi ile benzerlikler
göstermektedir.

2016 yılından bu yana aralıksız olarak sürdürülen kazılar
sonucunda en az 4 evreli bir yapı kalıntısı ortaya çıkartılmıştır.

1. Evrede bir pagan tapınağının olduğu düşünülmektedir. Bu
tapınak olasılıkla Roma İmparatoru Commodos’un emri ile
MS. 183 yılında mimar Baktyanus’a yaptırılan kayıp Apollon
Tapınağı olmalıdır.

1. Konsül’ün MS. 325 yılında 318 piskoposun katılımı ile
burada toplandığı bilinmektedir. Toplantının yapıldığı
mekanın burada olabileceğini Vatikan Müzesi’nin
bölümlerinden birisi Sistina Şapeli’nde (Cappella Sistina)
yer alan fresklerden birisinde resmedilen 1. Konsül’ün
betimlendiği fresk de güçlendirmektedir.
Bu konuda yeni bir keşif ise bazilikanın bulunduğu alanın
yakınında bulunan 318 Havariler Ayazması’dır. Bu yer adı da
Konsül’e işaret etmesi açısından çok önemlidir.

2. Evrede tapınağın güneydoğu köşesine çok genç yaşta şehit
(martyr) edilen Aziz Neophytos’un martyrumunun (türbesi)
eklendiği düşünülmektedir. Bilindiği gibi, Roma imparatorları
Hıristiyanlara zulüm yaptığı yıllarda (MS. 284-305), inancından
vazgeçmediği için din uğruna şehit edilen (Martyr)
Hıristiyanlardan birisi de Aziz Neophytos’tur.

3. Evrede MS. 394 yılında İmparator Theodosius’un fermanı
ile bütün pagan tapınaklarda ibadet yasaklanmıştır. Bu
tarihten sonra olası tapınak yıkılarak yerine bazilikal kilise
yapılmış olmalıdır.

4. ve son evrede ise yapı iyice küçültülerek mezar kilise haline
gelmiştir. Bazilikanın ne zaman ve nasıl bir doğa olayı ile
yıkıldığı ve göl altına battığı bilinmemektedir. Buna neden
yaşanan büyük bir deprem olmalıdır. Araştırma projesi
sürdürülmektedir.

İznik’te toplanan 1. Konsül ’ün, çok genç yaşta şehit edilen
Aziz Neophytos’un adını alan bu bazilikada toplanmış olması
çok kuvvetle muhtemel olduğu tahmin edilmektedir.
Başta Vatikan olmak üzere bütün Hristiyan aleminin
önümüzdeki 2025 yılında 1. Konsül’ün toplanmasının 1700.
yılını kutlama hazırlıklarına başladıklarını duyumluyoruz.
Bazilika ’nın “Sualtı Arkeoloji Müzesi” olarak ziyarete
açılmasından sonra surları, kapıları, müzeleri ve tarihi
yapılarıyla zaten çok önemli bir bölge olan İznik’in (Nicea) tüm
dünyanın ilgisini çekeceği ve turizm açısından Türkiye’nin en
önemli merkezlerinden biri olacağı şüphesiz.
Hacı Özbek Camii, 2. Orhan Camii ile İznik Yeşil cami gibi
Osmanlı eserlerinin de bulunduğu İznik, yabancı turist
çekebilmesi açısından birçok imkâna sahip tarihi önemi büyük
bir şehirdir.
Hüseyin KURTOĞULLARI
İstanbul, 16.07.2022

Bir Cevap Yazın